Gemba'da ilk 30 dakika: Sahada neyi görmüyoruz?
Saha turlarının çoğu neden ritüele dönüşür ve gerçekten görmek için nereden başlamalı.
Sahaya çıkmak, yalın düşüncenin en bilinen alışkanlıklarından biri. Ancak yıllar içinde şunu gördüm: saha turlarının önemli bir kısmı, bir süre sonra takvimdeki herhangi bir toplantıdan farksız bir ritüele dönüşüyor. Aynı rota, aynı sorular, aynı cevaplar.
Oysa gemba’nın amacı yürümek değil, görmek. Ve görmek, sanıldığından çok daha zor bir iş. Çünkü hepimiz sahaya kendi zihin haritamızla gidiyoruz: neyin normal, neyin problem olduğuna dair hazır kabullerimizle.
İlk 30 dakikada ne yapmalı?
Benim kendime koyduğum kural basit: ilk 30 dakika hiçbir şey önermemek. Not almak, soru sormak, akışı izlemek serbest; çözüm konuşmak yasak. Bu küçük kısıt, dikkati “ne yapmalıyız”dan “ne oluyor”a çeviriyor.
Bir problemi çözmenin en zor kısmı, çoğu zaman doğru aracı bilmemek değil; problemi doğru görmek ve doğru soruyu sormak.
Standarttan sapmaları ararken şu üç soruyu yanımda taşıyorum: Bu işin standardı ne? Şu an standarttan sapan ne var? Bu sapmayı çalışan nasıl telafi ediyor? Üçüncü soru en değerlisi — çünkü telafi mekanizmaları, sistemin görünmeyen maliyetleridir.
Küçük ama sürekli gelişmelerin büyük değişimler oluşturabileceğine inanıyorum. Gemba da tam olarak bunun başladığı yer: büyük dönüşüm planlarının değil, doğru görülmüş küçük bir problemin.